ARICILIK İNSAN ÖMRÜNÜ UZATAN , KUTSAL VE ASİL BİR MESLEKTİR.

İdeal bir arıcılık işletmesi

24 Mart 2007

Arı ürünleri toplu halde

konyatarım.com
Kovan'dan süzülen Sağlık Doğanın en çalışkan hayvanı arı, şifa dağıtıyor... Arılar iğnelerinden, ürettikleri bala, taşıdıkları polene kadar şifa dağıtıyorlar. Amerika'da bir kilo arı zehiri yüksek fiyatlara alıcı bulurken, dünyanın en çalışkan arılarına Bolu'da rastlanıyor. Kıtalararası vızıldayan bu sevimli canlıların mizaçları, ürettikleri bal çeşitleri ve arıcılık konusu hayli ilgi çekiyor. Hangi besin maddesi bir asır boyu bozulmayıp atılmayı gerektirmeden kalabilir dersiniz? Su ve herhangi bir kokuya maruz kalmadığı, serin yerde muhafaza edildiği sürece bal, en dayanıklı besin kaynağımız. Üstelik, akıllara durgunluk verecek kadar da sağlıklı bir besin. Bir insanın yılda beş kilo normal bal tüketmesi gerektiğini söyleyen uzmanlar, araştırmalarını daha ileriye götürerek, balın, hücre yenilemesine yüzde 80 katkısı olduğunu kanıtlamışlar. En çalışkan ve hızlı arılar Bolu'da... Bugün en iyi arıcılık, Rusya'nın Kafkas arılarıyla yapılıyor. Yine bir araştırma sonucu, dünyadaki en sert mizaçlı, hızlı ve çalışkan arıların Bolu'da bulunduğu saptanmış. Bolu arıları kendi türlerine nazaran 5 mm daha büyük oluyorlarmış. Siyah renkten, ani hareketlerden, korna sesinden ve teneke gürültüsünden hiç haz etmeyen arıların hızını yavaşlatmanın elbette yolu var. Arıcılar, bal toplama işlemi sırasında, rahat hareket etmek için, içinde tezek, mısır koçanı ve köre (çürümüş ağaç kabuğu) bulunan körüklerle püskürtme yapıyorlar. Başlıca bal çeşitleri Salgı balı ya da çam balı Bu balın oluşması iki aşamada gerçekleşiyor: Basra denilen böcek, çam ağacını deldikten sonra, arı, gövdeden çıkan bu salgıyı, bal haline getiriyor. Halk arasında çam balı olarak bildiğimiz bu çeşit, diğerlerine nazaran pek makbul değil. Çünkü kristallenme özelliği yok. Besin değerinden ziyade, tadı için tercih ediliyor. Çiçek balı Arının ay çiçeğinden tutun da diğer bütün çiçeklerin özünü kullanarak ürettiği çiçek balı, bilindiği gibi çok değerli ve besleyici. Aslında kokusu yok. Eğer arı akasya, kestane ya da ıhlamuru tercih ettiyse balı yerken bu bitkilerin kokusunu yoğun olarak hissedersiniz. Pamuk balı Pamuk bitkisi çiçeklerine üşüşen arıların ürettiği bal çeşididir. Lezzetiyle ün yapmıştır. Püren balı Gürece ormanlarının bulunduğu Balıkesir-Çanakkale yolunda, bitki örtüsünün maki olması, bu balı oluşmasında önemli rol oynar. Arının bu bitkilerden topladığı öz, bala vişne suyu tadını verir. Püren balı, Avrupa besin sektöründe önemli bir yer tutar. Narenciye balı Akdeniz bölgesinde en çok tutulan bal çeşididir. En büyük pazarı Adana'dır. Portakal, limon ve mandalina kokusu içerir. Kekik balı Bal çeşitlerinin arasında en kaliteli olanıdır. Saf kekik otundan öz toplayan arıların ürettiği şeffaf, kekik kokulu, buruk tatlı bir baldır. Biraz ağır olmasına karşın, karaciğer başta olmak üzere, mide, astım ve egzama hastalıklarına iyi geldiği söylenir. Üretimi için kovanlar, Karadeniz ve Afyon'un yüksek bölgelerinde yetişen kekik otları arasına bırakılır. İğnesi hayat kurtarıyor Arıların marifetleri bir kez daha takdir edilmeye değer gerçekten. Faydaları yalnızca ürettikleri balla sınırlı değil üstelik. Canımızı yakan iğneleri bazı durumlarda yararlı olabiliyor, hatta hayat kurtarıyor. Örneğin, arı iğnesinde bulunan zehirin romatizma ağrılarına iyi geldiği söyleniyor. Ancak Penisilin'e alerjisi olanların arı sokmasının ardından ölümle burun buruna geldiği gerçeğini de belirtmekte yarar var. Arı zehirinin bir çok hastalığın tedavisinde kullanıldığı Amerika, arıları tıpta da kullanmaya başlamış. Polen ve arı sütünün faydaları Polenlerin yararlarına ne demeli? Çiçeklerin ortasında bulunan erkek üreme hücreleri olan polenler, arının bacaklarına yapışık halde bulunuyor. Ancak mikroskop altında görülebilen bu çiçek tozu, B grubu vitaminlerinin yanı sıra, kalsiyum, fosfor ve bazı mineralleri de içeriyor. Ama polenden daha etkileyici ve besleyici bir madde var: Arı sütü. Şeker hastalığına iyi geldiği cinsel gücü arttırdığı söylenen bu madde aslında kraliçe arının yiyeceği. Kovanlardan tatsız ve krem gibi bir madde halinde çıkarılan arı sütünün metalle temas etmemesi, normal balın içine karıştırılmaması gerekiyor. Arı sütünün kişi başına yılda iki gram tüketilmesi gerektiğini de hatırlatalım. sihirlitur.com/haber/bal/index

22 Mart 2007

Çanakkale Geçilmez 18 Mart 1915

Çanakkaledeki kutlamalar muhteşemdi çok coşkulu ve Türkiyenin heryerinden çok kalabalık ziyaretçi vardı bu seneki kutlamalarda.Otobüslerle yurdun her köşesinden gelen insanlar iğne atsan yere düşmeyecek bir kalabalık oluşturuyorlardı.Stadyumdaki gösteriler,askeri geçit törenleri,mehter takımı,gazilerin duruşu,uçakların nefes kesen gösterileri ve çanakkale boğazına çelikten birer inci gibi dizilmiş fırkateynler devletin tavanından tabanına bütün halk tüm dünyaya tek bir mesaj veriyordu "Çanakkale Geçilmez".




Tören Başlangıcı





Mehteran Geçişi

Seyit Onbaşı

Gaziler ve Atatürk




F-5 Uçak Gösterileri

Nusret mayın gemisi Çimenlik Kalesinin yanında karşıda Gelibolu yarımadası ve Şehitlikler...

Burak paşa ve törenler


Burak Paşa, Gaziler ve pilav saati.


(Minibüsün arkasında Çanakkale arı yetiştiricileri birliğinin dünya bankası desteği ile kurduğu paketleme tesisi bulunmaktadır, tesisin adı Arıburnu, o kargaşada fotoğrafını çekemedim.)











Çanakkale merkez liman karşısında meşhur top, hedef Gelibolu yarımadası Anzak koyu








Burak Paşa ve Truva atı ( ama o küçük bir arıcı )









Küçük arıcı ve arkadaşı Spiderman sohbete dalmışlar.






Açık hava temiz gıda, çam kokusu haydi arılarımıza dönelim.

12 Mart 2007

Arı ve İnsan


HAFTANIN KONUĞU
ARI VE İNSAN
Tanrının yarattığı binlerce canlı arasında,insanların en çok merak ve ilgisini çekenlerden biri ve belki de en çok ve yaygın olanı Bal Arıları’dır.
Arılar,bize sadece çok tatlı ve şifalı olan bal,arı sütü,polen ve arı zehri gibi değerli ürünler verdikleri için değil; yaşayışları ve davranışları ile de ilgimizi ,sevgimizi toplamışlardır.Çalışkanlığın ve düzenin örneği oldukları için mühendisler,arıyı sembol olarak almışlardır.
Arılar,bizler için örnek olabilecek bir aile ve toplum hayatı yaşarlar.Aralarındaki beraberlik ve sıkı iş bölümü ile yuvalarına, yurtlarına barınaklarına bağlanmışlardır.Toplu yaşamlarındaki ahenk,kurdukları düzenli örgüt,birbirlerine faydalı olma gayreti ve bu uğurda gösterdikleri fedakarlıklar ailenin ve yuvanın en büyük özelliğidir.
Arı kolonilerinin bu yaşam savaşındaki başarılarının sırrı; daima ciddi,planlı,düzenli çalışmalarıdır.Bilhassa iş mevsimlerinde kovanda görülen sürekli çalışmalar,uğraşıp didinmeler,bir teşvik ve rekabet duygusundan ziyade,fazilet ve fedakarlıkların yani hiçbir karşılık beklemeden birbirlerine faydalı olma gayretinin örneği ve sarsılmaz bir azmin ifadesidir.Onlarda tembellik,gevşeklik,ihmal ve bu günün işini yarına bırakma diye bir tutum yada davranış yoktur.
Bu durumlarıyla arılar insanlığa çok daha uzun zaman ahlak,karakter,düzen ve çalışkanlık örneği olarak kalacaklardır.Arılarla uğraşmak her konuda istek,ilgi ve çalışkanlık örneği olarak kalacaklardır.Arılarla uğraşmak her konuda istek, ilgi ve azmimizi daima kuvvetlendirecek ve arttıracaktır.Arıcılığın insanı doğaya,açık havaya çekmesi,yaklaştırması onda bir hobi yaratması suretiyle,kötü yol ve ihtiyatlardan arındırması , çevresindeki saygınlığını arttırması,görüş ufkunu genişletmesi kadar insana; tabiat meçhullerini araştırmanın zevkini ve arıları örnek alarak çok düzenli çalışma ve toplumuna faydalı olma gayretinin en güzel örneği vermesi de insan yaşam ve sağlığı için az kazanç değildir.
Çok defa toplum ve ailede geçimsizliklerin,cinnet ve cinayetlerin;el darlığı,dimağ yorgunluğu ve sinir bozukluklarından ileri geldiği görülmektedir.Arıların bal özü ve arka bacaklarındaki sepetçiklerde renkgarek çiçek tozlarını seyretmek,tatlı ahenk vızıltılarını dinlemek gömeç ballarını derlemek ve gelir sağlanması sinirleri yatıştırır.Sağlık ve saadeti artırır. En kısa zamanda aile bütçesine ek ve destek gelir sağlar.
Güzel yurdumuzun her köşesi arıcılığa elverişlidir.Memleketimizin bağrından fışkıran çiçeklerde her sene tonlarca bal heder olup gitmektedir.Arıcılığı yaymak,geliştirmek suretiyle bu çiçeklerdeki bal özünü,arı ürünlerine dönüştürdüğümüzde hem memleketimiz döviz kazanacak , hemde dengeli ve daha iyi beslenme sonucu halk sağlığı ve iş gücünün artmasına olanak hazırlanacaktır.
Arıcılık dar ve mahdut gelirli vatandaşların geçimini kolaylaştıracak ,memur,emekli,çiftçi,esnaf ve bilhassa öğretmen ve imamların boş vakitlerini kıymetlendirecek,tatillerini hoş geçirecek ,faydalı zevkli bir meşgaledir.Arıcılık az masraf ister.Bahçenizin yarım metrekarelik bir köşesi,kümesinizin üzeri,balkon,pencere önü,çatı üzeri birkaç arı kovanı yerleştirmeye kafi gelebilir.Çok munis olan kovanlara çomak sokmadıkça insanları hiç rahatsız etmeyen arılarla,bahçeli evlerde ve yazlıklarda arıcılık yapılabilir.Hayatınız boyunca,sabah kahvaltınızda – yavrularınızın da pek sevdiği- hilesiz,katkısız,gerçek güvenilir,saf bal bulundurabilmeniz için; bir iki kovan arınız olması yeterlidir.Dilerseniz arı sayısını arttırarak gelirinize katkı sağlayabilirsiniz.Arıcılık günümüz hükümetlerinin büyük sorunlarından biri olan “İşsizlikle Mücadele” programlarında uygulamaya konulacak “Beceri kazandırma kursları” ile orta direğe ek gelir sağlamada çok önemli yeri olan bir üretim dalıdır.
Güner KAYRAL (hayvanpazarlama.com)

10 Mart 2007

Arıların yeni yeri


Bizim arkadaşlar sıralanmışlar güneşin açmasını ve sıcakları bekliyorlar ve bence sabırsızlıkla çalışmak için hazırlanıyorlar, bulundukları bölgeyi tanımaya çalışıyorlar. Çiftlik kurmuşlar sanki birlik ve beraberlik ruhu ile çalışacaklar belli,ama aralarında yarışta var . Baksanıza biri hizadan çıkmış ben daha çok bal yapmalıyım diyor. Orman yüz metre mesafede her taraf rengarenk çiçekler açmış yaşadık diyorlar. Hadi bakalım kolay gelsin rastgele...

Arıların yeni yeri


Yeni yerlerine taşınacakları günü sabırsızlıkla bekliyorlardı nihayet hazırlıklar tamamlandı ve artık beklemelerine gerek kalmadı.Önce çalı ve çırpılar dikenler temizlendi.

21 Şubat 2007

petek kontrolü


Petekleri böyle kontrol etmeyi eminim hepimiz özledik, Ne dersiniz...İnsana heyecan veriyor.Ama çok az kaldı biraz daha sabır..

16 Şubat 2007

Ayıların marifeti



Uludağ eteklerinde bir savaş alanı çok üzücü bir olay, bir arıcı arkadaşımın başına geldi. 70 kovan resimlerdede görüldüğü gibi ayılar marifeti ile darmadağın edildi. Üzülmemek elde değil ama geriye yapacak fazla bir şey kalmadı. Bazı kovanları ormanın derinliklerine doğru taşımışlar. Ne arılar ne kovanlar hepsi darmadağın ve hepsi resimlerde görüldüğü gibi, 70 kovanın kırıklarından parçaları birleştirerek 5 tane oluşturabildi arkadaşım.Ve tabiki çok üzülsede kaldığı yerden yola devam...















10 Şubat 2007

Erken baharın bereketi


Harika bir cuma şubatın dokuzu hava 16 derece güneş pırıl pırıl Uludağın eteklerinde.. Kovana gelenlerin hepsi uçuş tahtasına yüklerinden dolayı zor konuyorlar. Bu mevsimde nereden buluyorlar bukadar poleni ve nektarı hayret!, ama onların işi bu. Belliki yavrularını besliyorlar. Bir hafta daha böyle giderse kovana sığmayacaklar. Bende onları yeni yerlerine taşımayı düşünüyordum ama bence biraz daha beklemeliyim..

8 Şubat 2007

Taşımalı arıcılık


TAŞIMALI ARICILIK VE SLOVENYA ÖRNEĞİ
Yazar Murat Çakır
Pazar, 29 Ekim 2006


Murat Çakır ın bu araştırmasını çok etik gibi görünmesede aynen aldım. Atılım yaratabilecek bu tekniğin ( yakın çevremde bunu gördüm ) daha çok kitlelere ulaşması açısından bir arı sevdalısı,araştırmacısı ve bilgi paylaşımcısı olarak bunu olumlu karşılayacağını düşünüyor ve çok teşekkür ediyorum.

Arıcılıkla ilgili bilgi birikimi her ülkenin kültürüne göre değişiyor. Modern arıcılık yöntemleri bütün dünyada aynı imiş gibi gözükse de, tarihsel olarak arıcılık kültürü olan ülkelerde kendine özgü yöntemler gelişiyor.
Türkiye modern arıcılık tarihi çok eski dönemlere dayanmadığı ve kuşaktan kuşağa bilgi birikimlerinin aktarılacağı ortamlar da oluşmadığı için malesef Türk Arıcılığı yerinde sayıyor ve sürekli kısır tartışmalara kurban oluyor.
Arıcılığa merak salan herkes, temelleri sağlam atılmamış bir ortamda, yeni baştan bazı şeyleri araştırmak, öğrenmek kendine göre bir yol çizmek zorunda kalıyor.










Arıcılık deyince aklımıza hiç gelmeyen ülkelerden birisi de Slovenya. Arıcılık kültürü çok eski tarihlere dayanan ve ülke çapında yerel arıcılık müzelerine sahip olan Slovenya; kapalı arılıkları ve bundan yola çıkarak geliştirdikleri taşımalı arıcılık sistemi ile çok ilginç bir örnek.
Araziye yayılmadan dar ve kapalı bir alanda yapılan arıcılık, bazı problemlere yol açsa da, başka ülkelerdeki arıcıların yaşadığı birçok problemi de çözüyor.
Örneğin, yukarıdaki arı evi resminde arıcının oturduğu bölüm, aslında arı evinin kapağı görevini görüyor. Gerekli zamanlarda bu kapak kapatılarak arılığın güvenliği ya da arıların dış etkilere karşı korunması sağlanmış oluyor.










Bilindiği gibi arının nektar kaynaklarına uçuş mesafesi 3 km civarında. Fakat bu 3 km'lik uçuş mesafesinden sonra getirebileceği nektar yok denecek kadar az. Çünkü arı topladığı nektarın büyük kısmını uçuş enerjisi olarak kullanmak zorunda kalıyor.
Arının verimli nektar taşıyabileceği alan 1.5 km. En verimli alan ise 500 metre. Hem arının tüketimi azaldığı, hem de günlük sefer sayısı arttığı için, nektar kaynağına olan uzaklık azaldıkça arının kovana taşıyabildiği ürün o kadar artıyor.
Dünyada bir çok ülkede bu yüzden profesyonel arıcılar arılarını sürekli olarak nektar kaynağına yakın yerlere taşımayı tercih ediyor.
Bizim ülkemizde de uygulandığı gibi bir çok ülkede kovanlar taşıma araçları ile nektara yakın yerlere götürülerek araziye diziliyor.
Fakat Slovenyada olduğu gibi birçok Balkan Ülkesinde taşımacılık sistemi, kapalı arılık sistemine benzer yöntemle yapılıyor. Bu yönteme benzeyen uygulamalar, Kazakistan, Kırgızistan gibi ülkelerde de yapılıyor.








Eski bir kamyon, otobüs ya da büyükçe bir römork bu tür arıcılık yapmak için ideal araçlar. Bu şekilde yapılan taşımalı arıcılıkta en büyük avantaj, kovanların araziye dizilip tekrar kamyona konulması külfetini ortadan kaldırması. Ayrıca sistem içinde arı malzemelerinin konulacağı, balların süzülebileceği ve arıcının konaklayabileceği ilaveler de yapılınca, arazide çadır kurma gibi ihtiyaçlar da ortadan kalkıyor.
Böylece arıcı sezon içinde istediği noktaya istediği kadar hızlı bir şekilde ulaşabiliyor.
Bir diğer avantajı ise, aracın park edebileceği kadar bir yerin arıcılık yapmak için yeterli olması.
Kamyona ve Römork resimlerine baktığınız zaman en üst tavanda görülen saçak kısmı, arı evinde de olduğu gibi hareketli bir parça. Güneşli havalarda gölgelik, yağmurlu havalarda şemsiye görevini gören bu parça, yine ihtiyaç duyulduğunda aşağıya doğru kapatılarak kapak görevi görüyor.
Sistemde kovanlar iki sıralı olarak diziliyor. Ortada arıcının çalışabileceği bir koridor bulunuyor.
Burada kullanılan kovanların özelliği langstroht kovanlar gibi üstten ellemeli değil, arkadan ellemeli olması.
Kovan arka tarafından dolap kapağı gibi açılıyor ve çekmece sistemine benzeyen çerçeveler geriye doğru çıkartılıyor.
Bu arada yağmacılık ve şaşırmayı engellemek için her kovanın ayrı renge boyandığını da hatırlatmaya gerek yok.









Ülkemizde bu sistem uygulanabilir mi uygulanamaz mı tartışmalarına gelince şu noktaları belirtmekte fayda görüyorum. Forumda temel itiraz noktaları pahalı olduğu, kovanların yönünün nasıl olacağı gibi konularda toplanıyordu.
Resimlerden de anlaşılabileceği gibi eski bir kamyon, eski bir römork hatta bir at arabası bu işlem için kullanılabiliyor. Yani 100 milyarlarla ifade edilebilecek bir yatırıma gerek yok.
İkinci itiraz noktası arıların bir bölümü güneye bakarken diğer bölümü kuzeye bakmak zorunda kalır, böyle olmaz konusu. Arıların kovan uçuş yönlerinin doğu ya da güney doğu yönüne bakması en ideal yöntem. Fakat başka yöne bakamaz diye de bir kayıt yok. Doğrudan rüzgara maruz kalmadığı sürece kovan girişi her yöne bakabilir.
Yabancı sitelerde özellikle yağmacılığı ve şaşırmayı önlemek için arazide kovan giriş yönlerinin farklı farklı olduğu dikkatinizi çekmiştir.
Benim bu sistemle ilgili Türkiye şartlarına uyumsuz olabileceği konusunda 2 şüphem var. Bu iki şüphe de arı ırkı ile ilgili.
Yukarıdaki resimde gördüğünüz gibi arıcı maske takmadan kapalı ortamda uçuşan arı olmadan rahatlıkla çalışabiliyor. Bizim arı ırklarımız genelde bu özellikte değil.
Bir de bu kadar sıkışık düzen kovanlar yanyana üstüste konulduğunda yine bizim arılarımız sanki yağmacılık olayına girişir gibi geliyor.
Ordu'da geçtiğimiz yıllarda yapılan dorseye monteli kovan sisteminde de en çok şikayet edilen konu, arıların kapalı ortamda uçtukları, yerlere düştükleri, arıcıların ayakları altında yüzlerce arının ezilerek telef olduğu yönündeydi.
Farklı bir sistem, dünya üzerinde binlerce arıcı bu şekilde arıcılık yapıyor, incelemekte ve imkan olursa bir deneme uygulaması yapmakta fayda var.

7 Şubat 2007

Oğul




Yeni çıkmış bir oğul elimizi çabuk tutmak lazım bellimi olur kaçabilir. Bu vızıltıları duymak için baharı iple çekiyorum.Tabi benimle birlikte diğer arıcı arkadaşlarımda. Biraraya geldiğimizde geçen sezon yaptıklarımızı bu sezonda yapacaklarımızı planlıyor ve konoşuyoruz.Ben yeni bir arılık kurdum kendime oraya gidip geliyor ve orayla uğraşıyorum. İnşaallah bir ay içinde tüm nakiller bitince sezonda açılacak ve arılar işbaşı yapacak. Hayal etmesi bile çok güzel..

Sağlık için bal


Balın, difteri, boğmaca, verem, ülser, bazı cilt ve sinir sistemi hastalıkları gibi 500’e yakın hastalığın tedavisinde olumlu etkileri olduğu belirtildi. — Dr. Mine Gültekin, “Bal son derece özel, besleyici ve sağlıklı bir gıda maddesi. Ancak, balın ilaç gibi hastalıklara hemen çare olmadığı da unutulmamalı. Yararları nedeniyle balın her gün düzenli olarak tüketilmesi önerilir” dedi.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü öğretim elemanı Dr. Mine Gültekin, Bursa’da devam eden “Türkiye 8. Gıda Kongresi”ne sunduğu bildiride, balın bileşiminde bulunan çeşitli vitamin, mineral, organik asit ve enzimler nedeniyle sindirimi kolay, besleyici ve birçok hastalığa karşı koruyucu ve tedavi edici özellik gösteren bir gıda olduğunu belirtti.Balın, bileşim maddelerince zengin oluşu nedeniyle özellikle sağlıklı yaşamda önde gelen gıda maddeleri arasında yer aldığını ifade eden Gültekin, “Balın, difteri, boğmaca, verem, ülser, bazı cilt ve sinir sistemi hastalıkları gibi 500’e yakın hastalığın tedavisinde olumlu etkileri saptanmıştır. Balın bilinen bu özellikleri sağlamasında, antimikrobiyel, antioksidan ve büyüme faktörü biyoaktivitesi gösteren bileşenler etkili olmaktadır” dedi.BALIN SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİGültekin, birçok medeniyete ait yazıtlarda ve kutsal din kitaplarında kutsal veya şifalı bir gıda olduğu belirtilen balın bileşiminde, insan sağlığı için önemli bir çok besin maddesinin bulunduğunun bilimsel olarak da kanıtlandığına dikkati çekerek, bildirisinde şu görüşlere yer verdi: “Ülser ve diğer mide hastalıkları, kalp yetmezlikleri, çarpıntı, kemik hastalıkları, öksürük, alerji, bronşit, kansızlık, boğaz ağrısı, sinir hastalıklarının tedavisinde olumlu etkileri saptanan balın, kabızlığı giderdiği, vücuttaki kanı temizlediği, damarları genişlettiği ve kan dolaşımını kolaylaştırdığı, kalbi güçlendirdiği, yara ve yanıkları iyileştirdiği bilinmektedir.” Balın ayrıca, içerdiği maddelerle antimikrobiyal özelliği de bulunduğunu vurgulayan Gültekin, şunları kaydetti: “Bal son derece özel, besleyici ve sağlıklı bir gıda maddesidir. Ancak, balın ilaç gibi hastalıklara hemen çare olmadığı da unutulmamalıdır. Yararları nedeniyle balın her gün düzenli olarak tüketilmesi önerilmektedir. Buna karşın, özellikle son aylarda medyada bala yapılan hileler konusunda haberler çıkmaktadır. Halkımız şifa diye bal yerine şekerli su tüketmektedir. Bu olumsuzlukların önüne geçmek üzere devletin gıda kontrol ve denetim hizmetlerini sıklaştırması zorunludur.”
A.A bursa

6 Şubat 2007




İdeal bir arıcılık işletmesi











28 Temmuz 2006

Karacabey boğazı ve ıhlamur kokusu
Karacabey boğazında büyükbabanın arıları...Şahane ıhlamur kokusu içersinde çalışan arılar .....Ve ben mecburen biraz giyindik çünkü kestanede var bölgede çok yakıyor sokunca !!!!!
posted by Halil Bilen 21:04 0 comments links to this post

HAMALLIĞA SON.



BİZİM KARAYOLLARINDA BİRAZ ZOR OLUR AMA .KAPA AĞIZLARINI YÜRÜ.FİATI 2.495 $ ACABA BİZDE KAÇA MAL EDİLİR?
posted by Halil Bilen
21:34 0 comments links to this post
20 Nisan 2006

Almanyada bir arıcı


ALMANYADA BİR ARICI VE MALZEME SATIŞ MAĞAZASI
Kovanlar içerisinde bulunan çıtalar arıcılık çalışmaları sırasında belki de arıcıların en fazla meşul olduğu ve üzerinde çalışma yaptığı bir kısmı oluşturur.İyi bir ağacın kurumuş olan kerestesinden elde edilmesi gerekir ki çarpılıp kovan içerisindeki hareketli kısım olan çerçeveler ile rahat çalışılsın.Yalçın Sezer

5 Şubat 2007





Bizim kurslarda biraz zor görülecek sahnelerden....


Bu kursların içeriği yeterli mi sorusuna ise vereceğim cevap kesinlikle hayır olacaktır. Çünkü kurslar görsel arıcılık malzemelerinden mahrum , sadece internette her yerde bulabileceğiniz bilgilerin yazıldığı ve klasik 1-2 fotoğraf ile desteklenmiş sunular ile 30 – 40 saatlik eğitim şeklinde verilmektedir.Halil Bilen

Savaş Hazırlığı






Arıların kovan bekçiliğini, sınır kapılarında giriş yapmaya çalışanlara uygulanan kontrollere benzetebiliriz. Bir ülkenin sınır güvenliği çok önemlidir. Bu nedenle alınan güvenlik önlemleri son derece fazladır. Aynı şekilde kovanlardaki güvenlik önlemleri de son derece sıkıdır. Gardiyan arılar kovana yabancı girişine hiçbir şekilde izin vermezler.

arı kovanında hayat

Yirmi bin türden oluşan geniş bir familyaya sahip olan arılar, hayvanlar dünyasındaki en çarpıc sahip, sosyal hayatları ile diğer ı mühendislik ve mimarlık bilgisinepek çok canlıdan ayrılan, aralarındaki iletişim ile kendilerini inceleyen bilim adamlarını hayretler içinde bırakan canlılardır.
Bu kitabın konusu olan balarıları ise diğer arılardan farklı özelliklere sahiptir. Koloniler halinde ağaç kovuklarında veya benzeri kapalı mekanlarda kendilerine yuva yaparlar. Bir arı kolonisi, bir kraliçe, birkaç yüz erkek ve 10-80 bin işçi arıdan oluşur. Görünüş olarak birbirinden farklı olan bu üç arıdan kraliçe arı ve işçi arılar dişidir.
Arı kolonilerinin her birinde sadece bir kraliçe bulunur ve bu kraliçe arı diğer dişilere göre daha büyüktür. Temel görevi ise yumurtlamaktır. Üreme sadece kraliçe arı vasıtasıyla olur, onun dışında diğer dişiler erkeklerle çiftleşemezler. Kraliçe, yumurtlamadan başka, koloninin bütünlüğünü ve kovandaki sistemin işleyişini sağlayan önemli maddeler de salgılar.
Erkekler ise, dişilerden iridirler ama ne iğneleri vardır, ne de kendileri için besin toplayabilecek organları. Tek fonksiyonları kraliçeyi döllemektir. Kovanda petek örme, yiyecek toplama, arı sütü üretme, kovan ısısını düzenleme, temizlik, savunma gibi akla gelebilecek tüm işleri ise işçi arılar yaparlar.
Arı kovanındaki hayatın her aşamasında bir düzen vardır. Larvaların bakımından, kovanın genel ihtiyaçlarının teminine kadar her görev hiç aksamadan yerine getirilir. Bu düzenin en belirgin örneklerinden biri de kovandaki yavruların bakımı sırasında ortaya çıkar. Diğer arıların yavrulara gösterdikleri özen ve sergiledikleri özverili davranışlar detaylı olarak incelendiğinde bu konu daha iyi anlaşılacaktır.

29 Ocak 2007

Arılar hakkında bir kaç küçük bilgi

  • - Bal arılarının, 450 gr bal üretebilmek için 2 milyon çiçeğe konmaları gerekiyor.
    - Bir kovan arı yarım kiloluk bal için 88 km kadar uçar.
    - Bir işçi arı hayatı boyunca 1/12 çay kaşığı bal yapabiliyor.
    - Bir bal arısı yaklaşık olarak saatte 24 km hızla uçabilir.
    - Bir arının dünyanın etrafında dolaşabilmesi için 2 yemek kaşığı bala ihtiyacı vardır.
    - Her bir bal peteğinin 6 yüzü vardır.
    - Bir bal arısının 4 kanatı vardır.
    - Bir bal arısı bir seferlik polen toplama gezisinde 50-100 çiçeği ziyaret eder.
    - Arılar birbirleriyle dans ederek iletişim kuruyorlar. Bir bal arası dans ederek diğer bir bal arısına nektarın ve polenin nerde olduğunu işaret ediyor. Dans yönü ve uzaklığı anlatmaya yardımcı oluyor.
    - Arının yarım kilo bal yapabilmesi için 3 milyon 750 bin defa çiçeğe konması gerekir.
    - 1 kilo bal yapabilmek için 40 bin adet arının 6 milyon adet çiçeği dolaşması gerekir.
    - Arılar mavi rengi ayırt edebilirken, kırmızı rengi, koyu gri ve siyah olarak algılarlar.
    - Bal arıları bir peteği doldurabilmek için 100 milyon çiçeğin nektarını emiyor ve 100 bin km kanat çırpıyorlar.
    - Araştırmalara göre bir koloninin 1 kilo bal üretmesi ve yaşamını sürdürebilmesi için 8 kilo bal tüketmesi gerekmektedir. Bunu yapabilmesi için kat ettiği yol yaklaşık olarak 6 kez dünya çevresinin dönülmesine eşittir.
    - Bal arıları dakikada 11400 kez kanat çırpar bu da vızıltı sesinin nedenidir.